Filtreye Sığmayan Anlar ve O Mükemmel Şarkı 🎧✨
Selam millet! 👋 Nasılsınız bakalım siz? Umarım benim gibi bu kaosu, yani ruh halimizi ve dünyayı yakalayan bir melodi eşliğinde okuyorsunuzdur. ☕️
Geçenlerde kendimi öyle bir anda buldum ki, sanki kafamdaki tüm düşünceler ekranda özetlenmesi gereken bir sunum gibiydi. Sürekli neyi anlatmaya çalışıyorum, dinleyen (okuyan) acaba alabilecek mi? diye düşünürken kendimi yine o "rastgelelik" dediğimiz tuhaf noktada buldum. Bu serideki önceki yazılarımız zaten bu rastlantısallığın teorik çatısını kurmuştu değil mi? Okudukça "Evet, yine aynı yerden giriyoruz" diye düşündünüz olabilir. Ama bugün benim anlatacaklarım biraz daha benim yaşamamın kaosu gibi oldu sanki. 🫠
Hepimiz o mükemmel kareyi, filtreyle kusursuzlaştırılmış karesini üretmeye çalışıyoruz ya. Bir Reels videosu, bir Instagram akışı... Her şey çok öngörülü, her şey ayarlı. Ama gerçek hayat böyle değil ya! Gerçek hayat; yarı uykulu bir sabahın pencereden sızan ışığı, üzerinde kahve lekesi olan defter sayfası ya da Kore dizilerindeki gibi dramatik bir yağmurun ardından gelen o garip huzur hali gibi. İşte benim de bu anlarda takılı kaldığım yer burası.
Kaosun Dijital Arşivimde
Benim için bu blog, o kaosu düzenlediğim yer. Gelen yorumlar bazen beni çok motive ediyor ama itiraf etmeliyim ki, en zorlandığım anlar da bu spontane hiçbir şeyin aslında bir formül bulması gerektiğini düşündüğüm anlar oluyor. Oysa ki, kimi zaman hiçbir şeyin bir formül olması gerekmiyor, sadece olması yeterli.
Geçen hafta sonu tam da böyle bir şey oldu. Yeni bir proje üzerinde çalışıyordum, bütün çizimlerim sanki "Bu benim ruhumu yansıtmıyor" diye hayır diyor muydu. İçimde bir tıkanıklık vardı. Tam vazgeçip bilgisayarı kapatacakken, gözüme çarpan bir şeyler oldu: bütün o düzensiz kağıt parçaları, kesik kesik notlarım, hatta yere düşmüş bir kalemle çizdiğim o komik karikatür bile... Birden aklıma gelene kadar, bu da bir sonraki taslağın parçası olabilirmiş. İşte o anda oldu benim için 'Aha!' anı. O dağınık hal, o kusurlar, tüm anlatılmamış olanlar... Bunların hepsi aslında hikayenin kendisiymiş. ✨
Playlist Benimle Birleştiğinde 🎶
Bu görsel ya da kavramsal tıkanıklıkla boğuşurken, hep kurtarıcım devreye giriyor: Müzik. 🎧 Ve benim müziğim, çoğunlukla ruh halimi yansıtan o 90'lar Türkçe Pop şarkıları oluyor. Şimdi bu benim bir tür terapim gibi. Sanki o melodi, kafamdaki tüm dağınık düşüncelere gelip diyor ki: "Dur bakalım Defne, nefes al. Senin bu 'olmayan' kısmın bile bir ritmi var."
Ve bilin ki, o şarkıyı dinlerken de aynı zamanda en uygun görseli ya da metin parçasını buluyorum. Sanki müzik, benim bilinçaltımın dile geldiği o aracıyı görevi görüyor. Bir şarkı çalıyor, mesela bir bölümü tam da o kaotik düşüncemi mükemmel ifade ediyor ve ben de "İşte bu benim bugün anlatmak istediğim şeymiş!" diyorum. 🥲
Belki de biz genç kızlar, içerik üreticileri ya da sadece kafasını kurcalayan her insan olarak hepimiz bu iki şeyi birleştiriyoruzdur: Yaratıcılık + Duygusal Yoğunluk = Rastgelelik. Ve bu rastgeleliği yakaladığımızda, o yazdığımız her şey —bu blog yazıları dahil— aslında bir sonraki büyük projelerimizin ya da en samimi itiraflarımızın ilk taslağı oluyor.
Siz de bugün böyle bir an yaşadınız mı? Kendi kaosunuzu yakaladığınız o melodi veya gördüğünüz o tesadüfi kareyi benimle paylaşın lütfen! 👇 Yoruma bekliyorum, sonra beraber bir kahve eşliğinde konuşuruz gibi hissediyorum bunu. ❤️