---
title: "Oysa Her Şey Bir Vidanın Konumuyla Başlıyor: Yanlış Bildiklerim Serisi (Bölüm 13)"
description: "Selam millet! 👋 Nasılsınız bakalım? Şu son yazılarımda hep o \"rastgelelik\" dediğimiz şeyin derinliklerine dalıyoruz ya? Kimi bunu bir kaos olarak görüyor…"
date: 2026-11-04T19:39:42Z
updated: 2026-11-04T19:39:42Z
author: "Defne Aksu"
site: "Playlist'ten Günlükler"
language: "tr"
tags: ["rastgele-öğrenme-gerçekler-playlist"]
url: "https://pembediyarlandiyorum.nasilalinir.com/oysa-her-sey-bir-vidanin-konumuyla-basliyor-yanlis-bildiklerim-serisi-bolum-13"
---

# Oysa Her Şey Bir Vidanın Konumuyla Başlıyor: Yanlış Bildiklerim Serisi (Bölüm 13)

Selam millet! 👋 Nasılsınız bakalım? Şu son yazılarımda hep o "rastgelelik" dediğimiz şeyin derinliklerine dalıyoruz ya? Kimi bunu bir kaos olarak görüyor, kimi de başlı başına bir sanat eseri. Ben de kendi içimde bu döngüdeyim sanırım. Her seferinde o ince ayarı bulmaya çalışıyorum. Sanırım bu serideki o "hata yaptım" dediğim noktalar, benim bu kafa karışıklığımı somutlaştıran en iyi özetler oluyor. 😂

Bu seferki konumuz biraz kişisel. Benim kendi kafamdaki o sürekli hareket eden parçaları ele almak gibi düşünebilirsiniz. Yani, "Ben bunu hep böyle sandım ama değilmiş." dediğim o anlar. Ve inanılır ki, en çok yanlış bildiklerim, en çok doğruyu gösteriyor. 🙈

## O Anlık Filtrelerimi Sorgulamak

Geçenlerde bir Kore dizisi izliyordum, biliyorsunuz benim için o diziler bazen birer yaşam kılavuzu gibi oluyor. Olay örgüsü, görsel estetiği ya da karakterlerin beklenmedik dönüşümleri... Sürekli bir şeyleri kafama takıyorum. Mesela, bir karakterin sürekli bunu yapması benim için "böyle olmalı" formülünü oluşturuyor. Alışkanlıklar, izlediğimiz kültürel kodlar... Hepsi birer filtre gibi çalışıyor.

Ve işte en büyük yanılgım da bu filtrelerin bizi yanıltması oldu. Sürekli bir "kural" gibi algıladığım şeylerin aslında sadece o anki duygusal bir yansıma çıkmış olması. Sanki benim için aşk, ya mükemmel bir sahne ya da tam bir dramdı; siyah ya da beyaz. Oysa hayat dediğin, sürekli gri tonlar arası geçişlerle oluşuyor ya. O mükemmel sahneyi bekleyip, ortadaki o inişli çıkışlı, belki biraz dağınık olan ortayı görmezden geliyordum. 🫠

**Kafamdaki o mükemmel kareyi aramak ne kadar yorucuymuş.**

## Ritminizi Kaybetmek Yerine Dinlemek

Bu durum benim için, müziğe olan yaklaşımımla birebir örtüşüyor sanırım. Eskiden bir şarkıya başladığımda, hemen onu albümün bütünlüğüne oturtmaya çalışırdım. "Bu şarkının görevi bu olmalı," diye bir beklentiyle dinlerdim. Ne güzel bir başlangıçmış, ne kadar da derinmiş diye hemen bir tezahürat çekerdim. 🎶

Ama sonra fark ettim ki, bazı şarkılar var ya, onlar bir bütün değil. Onlar o anın yakalanmış bir ruh hali. Bir sürüklenme, bir düşünce akışı gibi. Onları aceleye getirip, "Bunu şu anki ruh halime göre sınıflandırmalıyım" diye zorladığımda, o şarkının bana sunduğu spontane güzellik kaçıyor. Oysa benim ruh halim de öyle değil mi? Bazen sadece o anki melodiyle var olmak istiyorum. Bir filtreye sokmadan, yargılamadan sadece hissetmek istiyorum.

Belki de bu, benim tüm genç ruhumun en büyük egzersiziydi. Her şeyi bir başlığa oturtma takıntım, o rastgele gelen mükemmeliyetçi filtreyi yıkma çabası.

Ya siz de böyle hissettiniz mi? O "her şeyin bir nedeni olmalı" ısrarını bıraktığınız o anlar oldu mu sizin de? Ya da benim bu kafamdaki tozlu arşivimi biliyorsanız, bu ay benim hangi "vidamla" oynamam gerektiğini tahmin edin bakalım? 😉👇 Yorumlarda buluşalım! ❤️
